Prof. Dr. Bülent Oktay > Hakkımızda

Prof. Dr. Bülent Oktay Soru Sor

Prof. Dr. Bülent Oktay

1956 yılında Kilis’te doğdu. İlk ve orta öğretimini Anadolu’nun çeşitli kentlerinde sürdürüp, 1973 yılında İstanbul Haydarpaşa Lisesi’ni bitirdi. 1974 yılında girdiği Bursa Tıp Fakültesi’nden 1980 yılında mezun oldu. Aynı yıl başladığı üroloji alanındaki ihtisasını 1983 yılında bitirdi. Askerlik görevini 186.dönem olarak yapıp döndüğü Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1987 yılında yardımcı doçentliğe atandı.
1988 yılında USA, Ohio Eyaleti’ndeki Clevelan Clinic’te böbrek nakli ve üroloji eğitimi aldı.
1990 yılında Üniversite Doçenti oldu. Kliniğinde böbrek nakli programının başlayıp sürdürülmesini sağladı. Ulusal ve uluslararası eğitimine devam edip 1995 yılında profesörlüğe yükseltildi.
1997 yılında USA, Michigan Eyaleti’ndeki Michigan Üniversitesi Karmanos Kanser Merkezi’nde ürolojik kanser cerrahisi üst eğitimi aldı. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Kliniği’ de majör kanser cerrahisi uygulamalarını başlatıp sürdürdü.
2000’li yıllarda başlayan laparoskopik ve endoürolojik yöntemlerin kendi kliniğinde uygulanabilmesini sağlamak için 2002 yılında, Paris’te kurslara katıldı. Dönüşünde Laparoskopik ürolojik cerrahiyi başlatıp sürdürdü. 10 yıl içinde Uludağ Üroloji Kliniği, Türkiye’de laparoskopi eğitimi veren bir merkez haline geldi. 2007-2009 yılları arasında Endoüroloji Derneği başkanlığına seçildi.

2002-2008 yılları arasında Bursa Üroloji Derneği Başkanlığı yaptı ve bu surede aylık mesleki toplantıları yürüttü. Bu süreçte insan kaynağı bakımından kliniğini zenginleştirdi. Döneminde, 1 profesör, 3 doçent yetiştirdi, bir doçent transfer edip, profesörlüğe yükselmesine katkı sağladı.
2011 yılında Uludağ Üroloji Kliniği’nin Avrupa Üroloji Birliği’nin (EBU), asistan eğitimi veren klinik akreditasyon belgesini almasını sağladı. Bu belge bugün için Avrupa’da sadece 49 merkeze verilmiştir.
2011 yılı ortasında, kısmı zamanlı çalışma sisteminde, muayenehanesi olmayıp, bir başka kurumda da hekimlik faaliyeti sürdürürken, ikili çalışma yasağı nedeniyle Üniversite’den ayrıldı. Aynı yıl Acıbadem Bursa Hastanesi’nde Laparoskopik cerrahi ve böbrek nakli program başlattı.. Bugüne kadar, 800 ü yeni mezkezde olmak üzere toplam 1400 adet böbrek nakli gerçekleştirdi.

Prof. Dr. Bülent Oktay'ın İlgilendiği Diğer Alanlar ve Hobileri

Sitemizden online randevu alabilirsiniz?

Röportaj

1956 yılında Kilis’te doğdum. İlk ve orta öğretimimi Anadolu’nun çeşitli kentlerinde yapıp, Haydarpaşa Lisesinden mezun oldum. 1974 yılında girdiğim Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesini 1980 yılında bitirip, aynı yıl üroloji ihtisasına başladım. Mezuniyet ve mecburi hizmet sonrası, 1987 yılında Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalında yardımcı doçent kadrosuna atandım. 1990 yılında doçent, 1995’te de profesör oldum. 2001 yılında ana bilim dalı başkanlığına seçildim. Otuz yıldır aynı kurumda çalışmanın mutluluğunu tattım. Evli ve iki çocuk babasıyım.

İnsanlarla yakın ilişki, bireysel başarı imkânı ve prestij için hekimliği seçmiştim. Yolun başında olsam yine seçerdim. Mutlu ve memnunum. Mesleğimin uzun yıllar geçerli bir meslek olarak kalacağını düşünüyorum.

Yenilenmek zor bir uğraş ve sürekli olmak zorunda. Bu ise stres ve yorgunluğa sebep oluyor.Her gün hasta bir insanın hastalığı yanında, endişeli psikolojisi ile uğraşmak ek külfet getiriyor. Cerrah olduğum için uzun ve stresli operasyonlar bazen yorucu olabiliyor.

Bir akademisyen, yenilikçi, çeşitliliğe açık, eğitimi ilk planda düşünen ve adil olmalıdır. Bilgiye ulaşmada hırslı, bilgiyi paylaşmada bonkör davranmalıdır. Uluslararası ilişkileri hedeflemeli ve rekabetçi olmalıdır.

Andrew Novick (Cleveland Clinic, ABD), mesleğimde dönüm noktasını oluşturmuştur.

Aşırı değişken, güvensiz, aşırı merkeziyetçi ve savurgan bir ortam oluştu. Hekimler bireysel sanatçı olmaktan çıktı, yatırımcı grupların enstrümanı haline geldi. Sağlık hizmetinin niceliği, niteliğinin önüne geçti.
Hastaların hizmete ulaşması kolaylaştı. Bununla birlikte nitelikli hizmet alıp almadıkları soru içermekte. Yöneticilerimizin yargıları, yurttaşlarımız üzerinde hekimlere güven açısından negatif etki yarattı. Bunun sonucunda hastalarımızın mutluluğu artmadı. Yeni arayışlar oluştu. Hizmet kalitesini artırmak için öğretim üyeleri rutin hizmete atandılar!
Sağlık harcamalarının aşırı artışının ne ile sonuçlanacağı sorusu ve kuralların sık değişmesi sistemde güvensizlik yaratmakta.

İlk olarak Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde Cleveland Clinic’te böbrek nakli üzerine çalıştım. Aynı zamanda, o yıllar Türkiye’de rutin uygulanmayan tedavileri de yakından izleme olanağı buldum.
Daha sonra, 1997 yılında yine ABD’de “Detroit Medical Center”de radikal prostatektomi eğitimi aldım. Mesleğimle ilgili yurt dışı kurslarına katılıp sertifikalar aldım. Yurt dışında aktif doktor olarak çalışmadım.

Hem evet hem hayır.Evet, çünkü sistem iyi çalışıyor, doktor sadece kendi işi ile uğraşıyor. Başarılı olanın önü çoğunlukla açık. Gelirler yeterli. Plan ve program yapabilme, geleceği planlayabilme mümkün.
Hayır, çünkü mesai saatleri uzun, sistem biraz mekanik, malpraktis yasaları doktorlar üzerinde stres yaratıyor.

Yurt içinde 82, yurt dışında 29 yayınım var. Ayrıca, yurt dışı kongrelerde 57, yurt içi kongrelerde sunulmuş 127 bildirim var.Bunun yanında, kongre ve bölgesel toplantılarda konferanslar vermekte ve yerinde canlı ameliyatlar yapmaktayım.

Türkiye’de tıbbi yayıncılık son yıllarda gelişti. Yayın içeriği, düzenleme ve baskı kalitesi arttı. Yine de uluslararası yüksek puanlı dergilerle ara açık. Bu aranın kapatılması biraz da Türk tıbbı ile ilgili. Özgün çalışmalar arttıkça, dergilerin değeri yükselecektir. Bir başka yol ise editörlerin seçimi ile ilgilidir. Uluslararası isimler editör olarak yer alabildikçe, dergilerin tanınırlığı artabilir.

Değişecek çok fazla şey var. Sistemli olarak çalışıp söylemem gerek. Ancak varlığının sebebi olan öğretim üyeleri mutsuz ve sahipsiz. Hep yaptırım var. Destek ve ödül hissedilmiyor. Öğretim üyeleri YÖK’ü kendine uzak görüyor. Sorunlarının dinlenip, çözüleceğine inanmıyor. Ne yazık ki ülkemizde makam edinenler bunu, meslektaşlarına üstünlük pozisyonu anlamında algılıyor ve gerçek gereksinimlerden kopuyor.

Bu soruya evet, diyebilirim. Yetiştiğim kurumda uzun hizmet verebildim. Hep kliniğimin ilklerini yapmak kısmet oldu. Bilimsel katkı yanında kurumumun fiziksel şartlarının (bölümüme ait) düzelmesine de katkımız oldu. Başkan olduktan sonra, yeni ve genç bir akademik kadro oluşturma fırsatı yakaladım. Üç meslektaşımın doçent olmasını sağladım. Takım oluşturabildik. Bunun sonucunda kliniğimizin çalışma profili tümüyle değişti. Tüm yenilikleri uygulayabildik. Bilimsel makale sayımız arttı. Asistan eğitiminde çok yol alıp, sonucunda EBU asistan eğitim akreditasyonunda 5 yıllık kabul edilirlik aldık. Kliniğimin desteği ile mesleki derneğimde (Endoüroloji) başkanlık yaptım. Bu sayede ülkemizin birçok bölgesinde yoğun mesleki eğitimler yapabildik. Uluslararası ilişkilerimiz arttı. Tanınırlığımız arttı. Asistanlarımız kendi kliniklerinde, Avrupa’nın önemli isimlerine ameliyat asistanlığı yapma fırsatını buldu. Güney Marmara bölgesinde meslektaşlarımızla güçlü ve güvenilir bir bağ kurduk. Gerçek refere merkez haline geldik.